“KARA KİTAP”

 

Günlerce bir sessizlik anıtı olarak dolaşabilir, günlerce gökyüzündeki kara butluları imbikten geçirip maske niyetine, maske olmayan bir uyumla yüzünde taşıyabilir, günlerce Kemal Tahir okuyabilir, günlerce  evinden çıkmayıp zeytin peynir çay, bayat ekmek ve su ile sokağın hengamesinden korunmak için kendisine yalnızlıktan zırhlar örebilir.

 

Birisi bir “yamuk” yapmışsa o “yamuk” düzelse bile yamuktur, affedilmemelidir. Affedilse bile çıkma yapılarak, şerh edilerek af edilmelidir.

 

Kronik kötümserlerdendir. Dünya cennet gibi olsa bile dikenlerden, ne bileyim kuşların yersiz cıvıltısından, bir olumsuzluk, bir keder üretebilecek potansiyele sahiptir.

 

Varlığı kıyamet alametidir.

 

Güneylidir. Kalbiyle güneylidir. Yönelince tam yönelir, sevince tam sever, ara açılması gerekiyorsa tam açar, harbidir. Delikanlılık kitabında “kahraman” olacak kadar harbidir. Yolda yürürken boynu hafif eğik olsa bile, ruhunun ayakları ayakkabının topuğuna basmış, ruhunun bedeni gömleğinin yakasını göbeğine kadar açmış, ruhunun sağ eli tespih çevirmektedir. Ruhunun sol elinin bıyık burması yoktur, dedik ya bir sevmiş, pir sevmiş, sadakatin de raconunu kesmiştir.

 

Düğününde “Antep’in Hamamları”nı oynarken çizdiği figürler, oyuna kendisini vermesi düğüne has bir inceliktir. Başka zaman etini kesseniz cıvımayacak, oynamayacak bir ciddiyete, bir asık surata sahiptir.

 

Esmerdir. Zenciye yakın esmerdir. Esmerliğinde dişleri, gözleri ve tebessümü daha sahici ışımaktadır. Esmerliği bir nevi harbiliğinin, delikanlılığının olduğu kadar, kronik karamsarlığının ve kötümserliğinin terlemiş halidir, denilebilir.

 

Ankara’nın bütün hurdacılarını, bütün hurda pazarlarını bilir. Zaten esmer olan ellerinin tozlu ve isli kitaplarla dergilerle daha da emerleştiğine şahitliğimiz vardır.

 

Emek adamıdır. Hayatını tırnaklarıyla kazanmıştır. Ondan elleri nasırlı, tırnakları küttür. Babasından resmiyetten başka bir şey tevarüs etmemiştir.

 

Modern bütün disiplinlerin numara olduğunu bilir; numaraya tahammülü yoktur.

 

Kestirme adamıdır. Sözü ve tavrı uzatmaz.

 

Ferhat Maden bu, sahafımız…

 

Ankara’da Gülden Kitabevi’nin sahibi…

 

Bir Yusuf babası olmasının sevinci gözlerinden okunuyor.

 

Kitapta pahalıcıdır; ederinden satmazsa uyuyamaz.

 

Eşe dosta indirim yapar, para almadığı da olur.

 

İletişim okumuştur; diploma için okumuştur; diploması işe yaramaz, esasında onun için diplomasi de işe yaramaz.

 

Dağ delmeye değerse dağ delme ustasıdır. Yoksa tepesinden aşar gider.

 

Yüzü  uzun bir öksüzlük çadırıdır.

 

Böyle biliriz.

 

 

mehmetayci.com.tr 2012
Free Joomla Theme by Hostgator