“BEN PAZAR’DA DURAMAM”

 

Beklemediğiniz bir anda sizi arayıp, ya, kütüphanende filan kitap var mı diye, bir kıymetli kitabın adını zikredip, yoksa şayet o kitabı size gönderebilir.

 

İçine doğmuş gibi, sıkıntılı bir anınızda arayıp, tam da o sıkıntıyı giderecek birkaç güzel cümleyle başınızdaki kara bulutları dağıtabilir.

 

Bürokrasinin, diplomasinin, biçimsel ilişkilerin dışında,  normlaşan çarpıklıkların, insani kimliğimizi görünmez kılan başka örtülerin dışında, tamamen kendi olarak bir güzellik bir iyilik yapabilir.

 

Okuduğu anı kitaplarından bir ayrıntıyı, bir saklı hikmet çıkınını hiç beklemediğiniz bir anda, günceli de kapsayan bir dille, kendisi yaşamış gibi bir tatlılıkla size anlatabilir.

 

Bir yerde yemek yediğinizde yemek o ana kadar tatmadığınız bir tatla lezzetlenebilir. Çay içtiğinizde çay da kendi halince muhabbete katılabilir.

 

Yanında yürürken ağaçlar daha dinginleşir, kediler o bilindik sokak kedisi, köpekler o bilindik sokak köpeği halinden çıkar, insanlar gözünüze daha canlı görünür; dünya daha güzelleşir.

 

Dünyanın çatlaklarını gönlüyle lehimleyenlerdendir.

 

Sesinde ve sözünde zerre yapaylık bulunmaz.

 

Tıraşlı, saçları taralı, üstü başı tertemizdir.

 

Sarı sıcak bir yüzü vardır. Sarı sıcak yüzünden iç dünyasının siyasi ve coğrafi haritası çıkarılabilir.

 

Bulunduğu şehirde iyi mekânları ve iyi insanları yoldaş edinmekte; gittiği şehirlerde keşfetmekte mahirdir.

 

İpe un sermez. Kimsenin ipliğini pazara çıkarma kaygısı yoktur. İpi doğrudan Allah’a bağlıdır.

 

Dünya serinliğinde rüzgâra karşı beraber yürünecek az sayıda insandan biridir.

 

Hasan Erbay bu…

 

Yıllarca Polatlı’da “Polatlı Postası” gazetesini çıkardı; romanı yazılası bir kişisel basın tarihi vardır.

 

Bazı televizyonların kuruluşunda yer aldı.

 

Basın danışmanlığı ve siyasi danışmanlık yaptı…

 

Çok okur hiç yazmazgillerden…

 

Yüzü kış günü ısınmak için birebirdir.

 

Böyle biliriz.

mehmetayci.com.tr 2012
Free Joomla Theme by Hostgator