A ÜZERİNDEN A

 

Sonbaharda yorgun bir ayın adını taşımasından mıdır, Allah öyle yarattığından mıdır nedir, yürümesi de, düşmesi kalkması da, yüzü de güzü andırır. Yorgun ve kambur yürür, yorgun ve kambur olmayan bir yüreği, bir inadı, bir tashih cehdini de taşır o göğüs kafesinde… Göğsü sahiden kafes gibidir. Sonbahar benzetmesi aldatmasın lütfen; gülümserken bir yaz güneşi yüz suretine bürünmüş de aniden ışıtmış ve ısıtmış gibi ısıtır bulunduğu ortamı… Kitapların, dergilerin, kaygıların, bitmek bilmeyen tartışmaların sayfalarını da ısıtır.

 

Bir de saçlarını uzatınca, o açık alnıyla, alabildiğine şehirli bir mağara adamını oynaması, rol yapmadan, beden dili öyle döndüğü için oynaması vardır, şehirdeki yüzünü tamamlayan…

 

Yakından tanıdıkça hilkatten değil de, kitap okumak için masaya kapanmaktan, yahut çantasında bir heybe dolusu kitap taşımaktan kamburlaşmış bu adam, diyesiniz gelir.

 

Yakından tanımak bir fırın ekmek olmasa da, birlikte bir sofrada yemek yemeniz, çay içmeniz, ne bileyim bir ucundan tuttuğu bir derginin diğer ucundan tutmanız, tashih ettiği bir kitapta “okuma hatası” bulmanız filan gibi şeyler gerekecektir.

 

Düzeltisini yaptığı, zorunlu olarak okuduğu kitaplar dışında herkesin okuduğunu okumaz,  seçicidir; hoş, yayınlanmadan okuduğu kitapları da herkes okumaz zaten.

 

İyi “son okuma” yapar.

 

Kızılay’da bir kitaptan beş on sayfa okumadığı çay ocağı, kahvehane, kitapçı kalmamıştır. Herkesin uğradığı tanıdık mekanların dışında, Ankara mahreçli dergilerin, yayınevlerinin ofislerini de şenlendiren yayıncı köstebeklerinin kralıdır.

 

İnsanın Latin Amerika’da, ne bileyim Sicilya’da olsaydı, ne güzel mafya babası olurdu diyesi de gelir kaşlarını çatınca… Kaşlarını indirince ashabın dizi dibinde, kayda geçirilen bir hadisi şerifin heyecanını duyan şanslı Müslümanlardan birinin suretine bürünür.

 

Uzun cümle kurmaz. Uzun ve karışık yargılarda bulunmaz. Zihninin pütürlerini, pıtraklarını, tortularını ayetle temizlemiş, gönlünün aynalarını ayetle parlatmıştır.

 

Şiiri olmayan şairlerdendir. Resmi olmayan, tek resim yapmamış ressamlardan… Sanatın o bilenlerde yarattığı ürpertiyi bir sanatçı hassasiyetiyle duyanlardandır.

 

Zanla hüküm verdiği görülmemiştir. Güzel zannı güzel olduğu için hoş görür.

 

Kasım Gezen bu, kardeşimiz.

 

Bir kütüphane dolusu kitabın yayınlanmadan önce ilk halini görme bahtiyarlığına erenlerden…

 

Musahhih…

 

Teoloji muallimi… Müfredata sığmayacak bir dağarcığı ve anlatımı var.

 

Ahlakın bilgiyle bağını, dinin hayatla bağını iyi bilenlerden…

 

Yüzü sakallı iken, adı zikredilmeyen mağara ashabından en kısa boylu olanının yüzü… Ondan gökyüzünü hepimizden çok süzüyor.

 

Böyle biliriz.

 

 

mehmetayci.com.tr 2012
Free Joomla Theme by Hostgator