KÜRENİN HER YÜZÜNDE

 

Ruhunun bıçak yaralarından, diş ağrılarından, migren nöbetlerinden gözlerini dünyaya çevirip baktığında;  bir fotoğraf… İçine doğru ağrıyan bir adam. İçine doğru yalnızlığın bin bir çiçekli, çelenkli törenlerinde de fotoğraf çekiyor: Bunlar şiire dahil.

 

Üç katmanlı bir fotoğraf gözü var onda, birincisi tanıdık… İkinci katmanda insanların damlaya birike denizleşen vicdanları, o denizin su altı zenginlikleri, batık gemileri, kayıp hazineleri de yansıyor gözüne; fotoğrafa değil… Üçüncü katmanda her baktığında Adem’in bakışlarıyla karşılaşıyor; şaşkın, henüz günahla yeni tanışmış, tedirgin ve iyimser…

 

Ağır sıklet bir göne sahip…

 

O ağır sıklet gönle sahip ağır bedenin hayallerinin, beklentilerinin, insan olmaktan kaynaklanan yorgunluklarının kanadı kuş kanadı…

 

Konuşurken, kelimelere az bilenen usta işi bir yemek lezzeti veriyor. Ve tadımlık konuşuyor; anlamı doyumluk…

 

Varlığı dünyayı güvenilir kılanlardan… Sakinliği gökyüzünün sadece mavisini değil bulutlarını da emziriyor.

 

Sözlüğünde ihanet ve cambaz sözcükleri yok…  Kayıtsız şartsız yol arkadaşlığı yapılabilecek olanlardan… Sözlüğünde ihanet ve cambazlık sözcüklerinin, bunlara akraba sözcüklerin, eşanlamlıların da üstü kırmızıyla çizili; solmayan mürekkeple… Bir şey satmak zorunda kalsa bile bunu adamak formunda yapan, doğal olarak yapan bir gönül genişliğine ve adanmışlığa sahip…

 

Dilini fıtratının diline ayarlı tutanlardan…

 

Taşı aşındıran zamanın ruhu diri kıldığının farkında olanlardan…

 

Karadeniz’le çok bakıştığından olacak,  yüreği kabartan her olay, her kıyım, her acı onun yüzünü de dalgalandırıyor.

 

En çok geceyi sokaklardan toplayıp uyuttuğu, usulca üstünü örttüğü zamanları özlüyor; çocukluğunu…

 

Çocukluğa doğru bir büyüme tılsımı var mizacında…

 

Murat Karacan bu, şair kardeşimiz.

 

Elektronik ve Haberleşme mühendisi… Mühendislik kadar edebiyata da aşina…

 

Her yeni dergiyi bir sıcak selam olarak karşılayanlardan…

 

Yazı tozu hastalığına müptela…

 

Pek çok dergide yazdı.

 

Sevgilerin kesişme noktasından hayata dair yorumlar çıkarmakta mahir.

 

“Hükümsüz Hayatlar” için söylenmiş ve söylenecek ağıtları var.

 

Çarşamba pazarına uğramışlığı yok; Çarşamba’yı sel alınca kendini mesul hissediyor.

 

Yüzü iyilik meleklerinden ustalık öğrenen yeni melek adaylarının kurduğu “Yabanlı Pazar”ı…

 

Soyadı sonradan alınmış; canı her renkte.

 

Böyle biliriz.

 

 

mehmetayci.com.tr 2012
Free Joomla Theme by Hostgator