ÖZGÜN VE ÖZGÜR

 

Fotoğraf şu: Ankara’nın iyi üniversitelerinde okuyan, yoksul, zeki, pırlanta gibi, her biri bir karakter olan öğrencilerin kaldığı bir bekar evinde; o düzensiz, kitapla iç çamaşırının, menemen tavasıyla müzik dergisinin, posterle ütüsüz bir pardösünün içi içe, kader kardeşi yakınlığında durduğu o bekar evinde bir adam köşesinde, gözlerini yummuş elleriyle davul çalma hareketi yapıyor.

 

O eve yeni gelen, o arkadaşla yeni tanışan bir başka öğrenci sessiz davul çalanın ne yaptığını merak edip yanına oturuyor. Bir süre izledikten sonra, ne yapıyorsun diye soruyor. Davul çalıyorum. Başlıyor kendisi de aynı hareketi yapmaya… Yapamıyor tabii, asıl davulcu arkadaş gülümseyerek, o kendine özgü müzikli sesiyle, yanlış ritim diyor, çalamıyorsun…

 

Hayatı ahenk olanların birinden bahsediyoruz.

 

Giyimi, kuşamı, seçimi bir ahenk…

 

O deri uzun pardösüsü, şapkası, ince siyah bıyıkları, bazen siyah gür sakalı, uzun favorileri, ceketi, gömleği, fuları, ayakkabısı, kendine özgü bir uyum ve farklılık içinde…

 

Saatlerce müzik dinleyebilir.

 

Saatlerce sözlük okuyabilir.

 

Saatlerce Japonca çalışabilir.

 

Saatlerce usanmadan İngilizceden çeviri yapabilir.

 

Bir yazarın bütün kitaplarını bir oturuşta sabaha akşam demenden hatmedebilir.

 

Saatlerce kendince komik gördüğü bir şeye önce tebessüm edip, sonra tebessüm kahkaha arasın bir ayar tutturarak gülebilir.

 

İnsanların ne yapı ettiği pek de umurunda değildir; günlerce televizyon izlemeden, sokağa çıkmadan, birine merhaba demeden kendi evinde bir ilgisinin peşinde koşabilir. Yahut bir dizinin eski yeni bütün bölümlerini peş peşe izleyebilir. Yahut izlediği bir diziyi elli beş kez izleyebilir.

 

Yerlidir. Sahicidir. Madik atmaz. Yahut şöyle söylemek gerekir: Yabancılık nedir, sahici olmayan nedir, madik nedir; bunlara pek kafa da yormaz.

 

Varsa yoksa kendi dünyasıdır.

 

O dünyanın penceresinden kafa uzatan insanlara gülümser sadece… Hep gülümser… Surat ekşittiği görülmemiştir.

 

Mustafa Temur bu, kardeşimiz…

 

Kumaşı “bulunmaz Bursa kumaşı” ayarındadır.

 

Biricikliği tescillidir; kitleye, kütleye, yığına karışmaz.

 

Görev adamıdır. Kendince itibar ettiği, sözünü dinlediği kişilere rezervi yoktur; saygısı sınırsızdır.

 

Bir zamanlar Kılavuz mecmuasında iyi müzik yazıları yazdı.

 

Toplumdan uzak olduğu halde en az bir toplum bilimci kadar toplumunun kodlarını bilir; belli etmez.

 

Aksanı ve lisanı ortalamanın üstündedir.

 

Az bulunur musahhihlerdendir. İmla kılavuzu ve Türkçe sözlüğü bile tashih etmişliği vardır.

 

Yüzü şapkadan ve şakadan tavşan çıkarır ancak sihirbaz değildir. Sahiden çıkarır.

 

Böyle biliriz.

 

mehmetayci.com.tr 2012
Free Joomla Theme by Hostgator