UZUN BİR YAĞIZLIK

 

33 fırça darbesiyle eşkali şöyledir:

 

Yağızlığı daha önce kimseye verilmemiştir.

 

Tarihi ve şehirleri vaftiz eder; duası gün yüzüne çıkmadık kelimelerledir.

 

Hiçbir günü kısa ve uzun değildir; ondan kısa günün kârı nedir bilmez.

 

Tespihi otuzüçlüktür; sena ehlidir, teşbihle arası iyi değildir.

 

Coşkusuna ve coşkunluğuna “kara” unvanı verilmiştir.

 

Karamürsel sepetini üzümlü olunca anlamlı bulur; hem Karamürsel deyince sepeti değil Kara Mürsel’i hatırlar.

 

Tarihin de maskeli olduğuna tanıklığı vardır.

 

İnsanlar arasında ince endamlı bir ırmak olarak dolaşır.

 

Sıcak ülkelerden, sıcak insanlardan, sıcak mabetlerden sıcak tebessümler biriktirir. Bu yönüyle tasnife gelmeyen bir koleksiyoncudur.

 

Lastik ve plastik kullanmaz. Çayı cam bardaktan içmeyince içilmiş saymaz.

 

Saçlarını parmaklarıyla tararken coğrafyanın da saçlarını tarar.

 

Ilımlı devrimcidir. Her çiçeğin açılmasını bir devrim, meyveye durmasını uygarlık olarak görür.

 

Ruhunun koordinatlarında sapma olmaz. Her ezan sesi içindeki avareliği on ikiden vuracak kadar vurulmaya hazırdır.

 

Batı’nın Viyana sınırlarını Çin Seddi öreceğini düşünecek kadar gerçekçidir.

 

Toprağın üstündeki aleme kulak kesildiği kadar altındaki aleme de kulak kesilir.

 

Bin yıl yaşasa eski kulağı kesiklerden olmayacak bir dinamikliği vardır.

 

Aya ayna tutacak kadar çılgınlığı, ayın kendisine ayna tutacak kadar yakışıklığı vardır.

 

Her çocuk ölümünde bedenine ve ruhuna siyah giydirir.

 

Okumalarında ikide bir önüne çıkan “ricat” sözcüğünden, hayat yürüyüşünde önüne çıkan “rical” sözcüğünden alacaklıdır.

 

Pasaportsuz bir dünyanın rüyasını görür. Hem ona göre her pasaport doğası gereği gridir.

 

Miladı hem Hazreti Muhammed’le hem Hazreti İsa ile paylaşır. Öyle diyalog ve hoşgörü nanesinden filan değil adından ve tarihe ad verme yetisindendir.

 

Zekeriya Sofrasını adının çocukluğundan bilir.

 

Kıssaların, efsanelerin tarihten daha doğurgan olduğuna inanır.

 

Beyrut ve barut sözcüklerinin çağrışımından Ortadoğu monografisi yazacak kadar bölgeyle ilgilidir.

 

Avuçlarının içinde meydan savaşı veren akıncılarla taş atan çocuklar henüz kayda geçmemiş savaş oyunları oynar.

 

Genç Osmanlıdır. Adaşı gibi başı kesilse Genç Osmanlılar Cemiyeti’ne üye olmayacak kadar Genç Osmanlıdır.

 

Atını bütün vakitlerde eyerli bekletir.

 

Mustafa Yahya Coşkun bu, arkadaşımız.

 

Eylemi insan evladı deyiminin içini doldurmak içindir.

 

Kitapları, köşe yazıları, belgesel metinleri yağızlığının sadakasıdır.

 

Peygamber vaftiz etmiş bir yüzü vardır.

 

Yüzünün dinginliğine Akdeniz imrenir.

 

Böyle biliriz.

 

mehmetayci.com.tr 2012
Free Joomla Theme by Hostgator