ESKİ ZAMAN EMEKÇİSİ

 

Safigillerden… Yüzüyle, kalbiyle, vicdanıyla, eşyaya ve evrene bakışıyla arı duru…  Talebi de talebeliği safi… Bilginin peşinde… Sisin, kara bulutların, tozun dumanın, hatta kapının katranın örttüğü bir yakın tarihin bilindik bilinmedik bütün sokaklarında, bütün kapı arkalarında iflah olmaz bir meraklı ve emekçi olarak dolaşıyor. Hamı olgundan, iyiyi kötüden, yalanı hakikatten, yanlışı doğrudan ayırmak için döktüğü akıl ve alın teri daha da saflaştırıyor onu…  Eski hayatların izlerini sürmek yerine göre gündelik hayattan koparsa da onu, tarihin bağını koparanlara, tarihle bağımızı koparanlara karşı, tarihe sahip çıkanların, içtenlikle bir bağ oluşturmaya çabalayanların safında bulunmanın gönül rahatlığı var yüzünde…

 

Arşiv belgelerinden, o gizli, orta gizli, çok gizli belgelerden, bırakın yazanı, yüzyıl sonra okuyanı titreten belgelerden süzdüğü ipuçlarıyla, bir dedektif titizliğiyle peşine düştüğü saklı hayatların, saklı olayların, saklı tarih dilimlerinin aydınlanması için çırayı yıldız yapıyor…

 

Alanında iyi okuyucu…

 

Dünyanın öbür ucunda yayınlanan bir makaleyi, konusuyla ilgili bir dedikoduyu, ne bileyim bir şiirde bir imayı ıskalamayacak kadar titiz.

 

Derinleştikçe bilgiyi ucuzlatan, sulandıran, tarihi kendi çıkarlarına zemin yapan çevrelerle arasındaki mesafe de derinleşiyor.

 

Eski yazıyı en iyi bilenlerimizden… Okuma yanlışlarına tahammülü yok; yanlışları ayıklamaya zamanı da yok…

 

Bir döneme sonradan tanık olmanın o tarif edilmez, o gizli haz uyandıran, biraz buruk, biraz meraklı hali yüzüne de yansıyor çoğu kez…

 

Rüyalarında, Osmanlı’nın pek çok cephesinde, henüz cephe açılmamış coğrafyasında, şehirlerinde, çöllerinde, devleti ayakta tutma gönüllüleriyle dolaştığı, eylemde bulunduğu oluyor.

 

Bir görev adamı…

 

Türkiye’yi Türkiye yapan değerleri, dinamikleri bütün sahihliği ile ayırt edenlerden…

 

Karanlık işler çevirme geleneğimizden haberdar ayrıca...

 

Bu ağır, bu sıkıcı işlerle uğraşırken yorulduğunda, içinde saf olarak sakladığı o muzip çocuksuluğuna sığınıyor.

 

Tarihçi ile tahrifçi arasındaki o keskin ve ince sınıra dikkat ediyor; tarihi sömürünün ve sömürgecilerin tasallutundan kurtarmak için su taşıyan karıncalardan…

 

Polat Safi bu, tarihçimiz…

 

Teşkilat-ı Mahsusa hakkında her şeyi bilen adam… Tarih doktoru…

 

Bir zamanlar Kılavuz mecmuasında esaslı yazılara imza attı.

 

Editörü olduğu, hazırlanmasına katkı verdiği kitaplar oldu.

 

Heyecanını akademi koridorlarında heba etmek bir yana akademiyi  birikimiyle ihya edecek yeni nesil tarihçilerden…

 

Yüzünde tarihten bir iz bir işaret yok… Allah az önce yaratmış gibi taze…

 

Böyle biliriz.

 

mehmetayci.com.tr 2012
Free Joomla Theme by Hostgator