“HOCA”

 

Hani ismi anıldığında insanın yüzünde bir güven, saygılı bir gülümseme adası oluşturan insanlar vardır; ismin anılması bile bir iyiliğe, bir güzelliğe vesile olan insanlar; onlardan biridir.  

 

Ağır ve titiz çalışır. Ağır ve titiz konuşur. Ağır ve titiz giyinir. Ağır ve titiz gülümser.  Ağır ve titiz yürür. Ağırlığı ciddiyet de dahil, kelimenin bütün çağrışımlarını çerçeveleyen bir ağırlıktır.  Savsaklamaz, kekelemez, paspallaştığı görülmemiştir, yılışmaz, yalpalamaz.

 

Yetenek takipçisi ve yetenek avcısı bir tarafı vardır. İyi olan, kalıcı olan, değer taşıyan her yeni şeyden heyecanlanır. Bu, hemen belli olmayan ağır bir heyecandır.

 

Bu toprakların yazılmış ve yazılmamış romanını iyi bilir. Alanına o kadar vakıftır ki, Yeni Türk Edebiyatı’nın kıyıda köşede kalan, unutulmuş, yok sayılmış, gadre uğramış, kitapçıklarını bile gözden geçirmiş, kafasındaki kütüphanenin hatırlı raflarına yerleştirmiştir.

 

Gönül adamıdır. Gönlünün yazları da kışları da ılık ve yağışlıdır; her yağmurdan sonra güneş açar.

 

Her çiçeği sever. Doğup büyüdüğü iklimden ve gönlünün anlam ikliminden dolayı güle ayrı bir muhabbeti vardır.

 

Hatırşinastır. Bir kesimin ısrarla yok saydığı bir nice değer üzerine akademik çalışma yaptırmıştır.

 

Mesafeli duranın mesafesini artıracak, talip olanın talebini artıracak bir edebiyat anlatım dili vardır.

 

Mehmet Kaplan’la meslektaştır meslektaş olmasına da, derinlemesine yakınlığı yoktur;  soyadı benzerliği Soyadı Kanunu’nun azizliğidir.

 

Yazgısının baskın hususiyeti okumadır. Çok okur. Sadece kitapları değil kitaplar üzerinden yazarın ve yazı kahramanlarının dünyasını da okuyabilecek kadar derinleşmiştir.

 

Söz konusu edebiyat olunca, sahih rüyayı sahtesinden, kabusu sayıklamadan, kurguyu yaşanmışlıktan ayırt edecek bir tabir gücü vardır.

 

Bir metni okurken, kelimelerin ilk göz ağrılarını, imkansız aşklarını, doğum sancılarını, dil sancılarını,  ergenlik sancılarını kendi yaşamışçasına  bilir. Kelime onda sadece lügat manasıyla kelime değildir.

 

Ramazan Kaplan bu, hocamız…

 

Yeni Türk Edebiyatı profesörü….

 

İlk mektep öğretmenliğinden rektörlüğe kadar pek çok idari görevde bulundu.

 

Binlerce öğrenci yetiştirdi.

 

Eksik yahut fazla not verdiği görülmemiştir.

 

Pazarları da tıraşlıdır.

 

Saçları ve bıyıkları ülkemin bulutlarıyla akrabadır.

 

Yüzü bahçıvan istemez.

 

Böyle biliriz.

 

mehmetayci.com.tr 2012
Free Joomla Theme by Hostgator