ARADA BİR YERDE BİR SOLGUN RESİM

 

Bıyıkları da gülümsüyordu, alıngan ve ışıltılı bir gülüşle.

 

Gönlüne limon çiçeğinden yakalıklar, broşlar, kolyeler yapmış, bu çok süslü kızı görücüye çıkarmanın bin bir halini düşünüyordu.

 

Elleri hâlâ nasırlıydı.

 

Çay ve tütün içmeyi, türkü söylemeyi, sözü manzum kılmayı seviyordu.

 

Kısa konuşuyor uzun cümleler kuruyordu. Kısa devre yaptığı zamanlar kafasında dolaşan safi yalımdan imajların onları kalın libaslara büründürüyordu.

 

Bir dergiye emek verirken ki heyecanı sanki dergi değil de dünyayı çıkarıyormuş gibi büyüktü.

 

Evini ihmal ediyordu. Ayakkabılarını çoraplarını ihmal ediyordu. İhmal etmediği daha sahih daha sahici daha insani şeylerin peşinde, hadi kalk gidelim deyince nereye isterse gidebilecek bir ruh haliyle yaşıyordu.

 

Başına buyrukluk yahut savrukluk değildi bu. Sözün ve söz sahibin peşine düşülesi şey ve kişi olduğunu biliyordu.

 

Alıngandı. Hayat ondan bütün acımasızlığıyla ne almışsa bu bir öç duygusuna bir hesaplaşmaya değil bir alınganlığa tebdil olmuştu.

 

Yemekte ve hayatta acıya yatkınlığı vardı.

 

Yeteneği mecrası kadar geliyordu ancak. Bir de kusuru, söylediklerini didaktik olmaktan kurtarmıyordu bir türlü.

 

İsmiyle cismiyle ağabeydi. Edip yaptıklarıyla, yazıp çizdikleriyle ağabeyliği biraz zorlama oluyordu.

 

Sözün ve sukutun hayatı ağırlaştırdığı zamanlarda kalmış bir kişinin, bir meraklı kalfanın tecessüsüyle yürüyordu sokaklarda…

 

Yürürken ağırlık merkezinin hep sağ ayağı olmasına dikkat ediyordu.

 

Külünkle taşlara sağ eliyle nakışlar çizdi.

 

Çok dolaştı,çok hicret etti. Çok gülümsedi.

 

Gittiği hiçbir yerden eli boş dönmedi.

 

Odlar Ülkesi’nden gelin getirdi.

 

Tayyip Atmaca bu, bir garip kuş…

Pek çok dergide yazdı, yazıyor.

 

Şiir ve deneme kitapları çıktı.

 

Güneysu ve Kırağı mecmualarına emek verdi.

 

Yüzü kartal turaç ve atmaca bakışlarının karışımından bir süzülme ayini…

 

Böyle biliriz.

 

mehmetayci.com.tr 2012
Free Joomla Theme by Hostgator