TERZİLER BOYUNA KAVAFLAR AYAĞINA BAKARDI

 

Heybet dediğimiz şey samimiyetle nasıl güzelleşirse; öyle samimiyet heybet abidesi olarak dolaşırdı şehrinin insanları arasında… Şehrinin insanları arasından çıkardığı acıları, sevinçleri, yaşanmışlıkları dile dökmekten ziyade dili kendine dökerdi. İçine akan bir acı ırmağının bir zehir ırmağının dalgalanışı gibi yürürdü. Bir akma, bir çoğalma, bir çoğaltma eylemi…

 

Sakallarında da samimi bir heybet…

 

Hani, bir şehrin matbuatı için, cemiyet hayatı için karınca misali çalışan, gazetelerde yazan, sanat sayfaları hazırlayan, örgütlenelim kardeşlerim diyen, dergi çıkaran, gündemleri genel ülke gündemiyle örtüşmese de, icra ettikleri sanat ülkenin genel sanat anlayışıyla, akımlarla, eğilimlerle buluşmasa da, hatta yerine göre sanat olmasa bile, çabalarıyla, varlıklarıyla, o şehir dinamik kılan insanlar var ya, işte onlardan biriydi.

 

Yüzüne baktığınızda, bu adam haksızlık yapmaz, bu adam günah işlemez, bu adam karıncayı incitmez, bu adam aldanmaz ve aldatmaz, bu adamın alnında secde izi var, bu adamla yoldaşlık yapılır, bu adam azığını paylaşır, bu adam çırpınmak, çabalamak, koşmak, koşturmak, heyecanını kaybetmemek üzre yaratılmış diyeceğiniz, bunu sadece yüzüne bakarak diyeceğiniz insanlar var ya, işte onlardan biriydi.

 

Kuş avladığı, çocukluğunda bahçelerden yemiş çaldığı günlere bile tövbe edecek kadar hassaslaşmıştı.

 

Hayal kırıklarından, düş kırıklarından, gönül kırıklarından, kalp kırıklarından, ay kırıklarından, gün kırıklarından biriktirdiklerini ne kadar “klişe” olursa olsun sağaltan bir dille mürekkebe dönüştürenlerden biriydi.

 

Eşiği sol ayakla geçmezdi. Sol eliyle ekmek bölmezdi.

 

Böyle biriydi işte…

 

Bir zamanlar Doğuş diye bir mecmua çıkardı.

 

Radyo ve televizyon programları yaptı.

 

Hikayeler şiirler yazdı, bunları kitaplaştırdı.

 

Berceste mecmuasını yönetti.

 

Ülkemin kendilerini merkezde gören şairlerini yazarlarını arayıp, samimiyeti ve nezaketi su götürmez sesiyle onlardan yazı ve şiirler isterdi dergisi için… Çoğunun göndermeyeceğini, “taşralı” görünmekten, bir “taşra dergisi”nde şiirlerini yayımlamaktan imtina edeceklerini bile bile…

 

Ümit Fehmi Sorgunlu bu…

 

Sorgunlu değil, Kayserili…

 

Yüzü profilden henüz literatüre geçmemiş bir “Kayzer Sikkesi”nin ön yüzüydü.

 

Öldü…

 

Tabutuna omuz verenlerin omuzları meleklerin omuza bitişikti.

 

mehmetayci.com.tr 2012
Free Joomla Theme by Hostgator